Kategori: Blog

Panik Bozukluk (Panik Atak)

Panik atak, aniden ortaya çıkan, kişiye yoğun sıkıntı ve korku hissi veren, çeşitli bedensel belirtilerle bir süre devam eden nöbetlerdir. Bu nöbetler sırasında kişiler şiddetli biçimde “ölme, delirme, kontrolünü yitirme” korkusu yaşarlar. 5-10 dakikadan yarım saate kadar uzayabilen bu ataklar sırasında bir tehlike anında da kişinin bedeninde ortaya çıkabilen aşağıdaki belirtiler yaşanabilir:

  • Çarpıntı, kalp atım hızında artış
  • Terleme
  • Titreme
  • Nefes alamıyor, boğuluyor gibi hissetme
  • Göğüs ağrısı ya da göğüs bölgesinde sıkışma hissi
  • Mide bulantısı, karın ağrısı
  • Baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma
  • Kişinin kendini ve çevresini değişmiş gibi algılaması
  • Uyuşma
  • Üşüme ya da sıcak basması
  • Sık idrara çıkma

Genellikle atakların kalp krizi ile karıştırılması nedeni ile kişiler hastaneye gitmektedirler. Kişiler o an için yapılan tetkiklerin sonuçlarıyla sakinleşseler de sonrasında tekrar aynı durumu yaşamakla ilgili yoğun endişe duyabilirler. Bu endişe ve diğer stresli yaşam olayları atakların tekrarlanmasına neden olabilir.

Peki ne yapmalı?

  • Yavaşça ve derin nefes almayı denemek, baş dönmesi, göz kararması gibi belirtilerin yaşanmasını önleyebilir.
  • Daha önce de benzer bir atak yaşamışsanız, geçeceğini kendinize hatırlatmak rahatlatıcı olabilir.
  • Gevşeme ve nefes egzersizleri öğrenmek ataklar ile baş etmenizi kolaylaştırabilir.

Tedavi sürecinde bir psikiyatri uzmanının takibi ve kontrolünde ilaç kullanmak, atak yaşamamak ya da atakların şiddetini azaltmak adına bir psikologdan psikoeğitim almak oldukça faydalı olmakta, panik bozukluk yaşayan birçok hastada psikoterapilerin kalıcı iyileşme sağladığı görülmektedir.

Tüm tedavi süreçlerinde olduğu gibi panik bozukluk tedavisinde de psikiyatriste danışmadan ilaçları bırakıyor ya da doz değişikliği yapıyor olmak tedavinin yarım kalmasına neden olmakta, atakların tekrar ortaya çıkma ihtimalini artırmaktadır.

Çocuklarda Alt Islatma ve Kaka Kaçırma Nedir? Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

İstemdışı olan idrar çıkışına enurezis veya alt ıslatma denir. Bu durum geceleri görülüyorsa enurezis nokturna, gündüzleri idrar kaçırma oluyorsa enürezis diurna denilmektedir.

Enurezis DSM tanı kriterlerine göre; yatağa ya da giysilere tekrarlayan bir biçimde idrar kaçırma (istemsiz ya da amaçlı olarak), en az ardışık üç ay haftada iki kez ortaya çıkan bir sıklıkta olması ya da klinik açıdan belirgin bir sıkıntı doğurması ya da toplumsal, okulda(mesleki) veya önemli diğer işlevsellikten alıkoyması, takvim yaşının en az 5 olması, bu davranışın bir ilacın veya genel tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olmaması olarak tanımlanır.

Enkoprezis ise DSM tanı kriterlerine göre istemsiz ya da amaçlı olarak, yineleyen bir biçimde dışkının uygunsuz yere bırakılması; en az 3 ay süreyle ayda en az bir kez böyle bir olayın olması; takvim yaşının en az 4 olması; bu davranış sadece bir maddenin ya da konstipasyona neden olma ile ilişkisi olmayan genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olmaması olarak tanımlanır.

Fizyolojik Nedenler;

– Kalıtımsal olabilir. Anne ve babanın geçmişinde geç tuvalet alışkanlığı var ise çocukta da aynı rahatsızlık görülmektedir.

– Çocuğun ilgili kasları (Sfinktes) olgunlaşmamış olabilir.

– Böbrek ve idrar yolu rahatsızlıkları, bel kemiği merkezi sinir sistemi bozukluklarında alt ıslatma görülmektedir.

-Aşırı yorgunlarsa ve yatmadan önce çok sıvı tüketiliyorsa, tuvalet ihtiyacını karşılamamış ise altına kaçırabilir.

Ruhsal Nedenler;

– Çoğu zaman stresle ilgilidir. Örneğin; ölüm, okul veya ev ortamında gelen değişimler. (Taşınma, boşanma ve aileye yeni bir bebeğin katılması gibi.)

– Özellikle kardeş kıskançlığı yaşanan çocuklarda yaşanır.

– Sorunlar duygusal kökenlidir. Çocuğun yaşadığı şoklar, kazalar, ilgisizlik ve sevgisizlik ya da aşırı sevgi

– Tuvalet eğitiminde baskı görmüş çocuklarda da görülebilir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Yukarıda nedenlerini saydığımız alt ıslatma ve dışkı kaçırma sorunun tek cevabı yoktur. Öncelikle bu problemin organik bir hastalık ile ilişkisinin olup olmadığı belirlenmelidir. Eğer ki çocukta herhangi bir hastalık olmadığı anlaşıldıysa, çocuğun içinde bulunduğu durum farklı tedavi yöntemleri ile ele alınabilir.

-İlk adım olarak çocuk ebeveynin de desteği ile tedaviye motive edilmelidir. Çocukla sıcak bir ilişki kurmak, ailenin bu probleme karşı anlayışlı olması ve tedaviye destek sağlaması, problemin çözüleceğine dair güven verilmesi ve suçluluk duygusunun giderilmesi önemlidir.

-Ebeveyn işeme takvimi oluşturabilir. Bu sayede gün içinde tuvalete gitme sıklığı, günlük idrar miktarı, günlük tükettiği su miktarı, sıkışma, kaçırma, damlatma, kabızlık gibi durumlar tarafsız olarak değerlendirilmeye çalışılır.

-Davranış değiştirme metodu olarak da bilinen motivasyon tedavisi uygulanabilir. Tedavinin prensibi, kuru kalınan zamanlar için ödüllendirmeye, istemeyerek ıslanma olduğunda da çocuğun sorumluluğunu arttırmaya dayanır. Bir takvim hazırlayarak çocuğunuzun ıslak ve kuru günlerinin kaydını tutmaya başlayabilirsiniz. Kuru kalktıkları sabahlarda özellikle duygusal içerikli olarak ödüllendirmeli, ıslak kalktıklarında ise anlayışlı davranmanız tedavi sürecinde etkilidir.

-Yatak ıslatma uykunun ilk saatlerinde daha sıktır. Bu yüzden ebeveynler çocuklarının kuru kalması ya da daha az yataklarını ıslatmaları için kendileri yatmadan önce çocuklarını tuvalete kaldırabilirler.

-Çocuğun kuru kalma sorumluluğunu üstüne almasına yardım edilmelidir.

-Tuvalete gitmesinin kolay olması için geceleri yeterli ışık olmasına dikkat edilebilir.

-Yatak ıslatma için çocuklara ceza verilmemeli ve başkalarının yanında utandırılmamalı.

-Aynı zamanda alt ıslatmaya sebep olan psikososyal faktörler varsa bunun için bireysel terapi, oyun terapisi ve aile terapisi desteği alabilirsiniz.

Dikkat Testleri

Modern çağın yaşamımıza getirdiği hız alışkanlığı kronik bir şekilde çocuklara da aktarılınca başladığını bitiremeyen, oturduğunda duramayan, düşünmeden hareket eden, baktığında görmeyen, duyduğunda dinlemeyen, odaklanma ve konsantrasyon problemi yaşayan, basiretten, ferasetten ve özellikle de dirayetten uzak bir nesille karşı karşıya kalıyoruz.

Tüm bu yaşananlardan sonra akademik başarılar doğrudan etkilenerek düşüyor.

Hiperaktif, dikkati dağınık, dürtüsel bir öğrenci kitlesi ailelerini endişelendiriyor. Dikkat dağınıklığı ile ilgili yardım almak için aileler merkezimize müracaat ediyorlar.

Merkezimizde aşağıdaki dikkat ve algı testleri yapılmaktadır:

Benton

Burdon

D2

Bender Gestalt

Frostig

Çocuk ve Gençlerde Dikkat Bozukluğu Ölçeği

Bu test Çocuk ve Gençlerde dikkat bozukluğu açısından yardıma ihtiyacınız olup olmadığını gösterir.

Tanı koymamızı sağlamaz ve bir uzmanın koyduğu tanının yerini almaz.

Sadece genel bir fikir verir.

* Aşağıda yer alan soruları cevaplayanız. Puanlarınızı toplayınız.

( Yok: 0 – Bazen: 1 – Sık: 2 – Çok sık: 3)

1. Dikkatsizce hatalar yapar.
2. Dikkatini sürdürmede zorluk çeker.
3. Aklı baska yerde gibidir.
4. Basladıgı isi bitiremez.
5. Dagınık ve düzensizdir.
6. Uzun dikkat isteyen isleri sevmez.
7. Sık esya kaybeder.
8. Dikkati kolayca dagılır.
9. Günlük etkinliklerde unutkandır.
10. Sürekli kıpır kıpırdır, oturdugu yerde kıpırdanır.
11. Yerinde oturamaz, sürekli ayaktadır.
12. Düz duvara tırmanırcasına hareketlidir.
13. Sakince oynamaz
14. Sanki motor takılmıs gibi hareket halindedir.
15. Çok konusur.
16. Sorulan soru tamamlanmadan cevap verir.
17. Sırasını beklemede güçlük çeker.
18. Söz keser, herseye karısır.
19. Kontrolünü kolay kaybeder.
20. Eriskinlerle tartısır.
21. Kurallara ve isteklere karsı çıkar.
22. Baskalarını istiyerek rahatsız eder.
23. Kolayca baskalarını suçlar.
24. Alıngandır, kolayca kızar.
25. Kızgındır, çabuk küser.
26. Kincidir, intikam almak ister.
27. Kabadayılık eder.
28. Kavga-dövüs baslatır.
29. Baskalarına tas, sopa vb. ile vurucu-kırıcıdır.
30. İnsanlara fiziksel olarak acımasız davranır.
31. Hayvanlara fiziksel olarak acımasız davranır.
32. Açıktan hırsızlık yapar.
33. Baska birini cinsel eylem için zorlar.
34. İsteyerek yangın çıkarır.
35. Esyalara istiyerek zarar verir.
36. Baskasının evine, arabasına zorla girer.
37. Bilerek yalan söyler.
38. Gizlice hırsızlık yapar.
39. 13 yas öncesinden beri yasaga ragmen evden kaçar.
40. Sebepsiz evden kaçar.
41. 13 yasından öncesinden beri okuldan kaçar.

NOT: Toplam puan 20 ve üzeri ise bir egitim & danısmanlık merkezimize basvurmalısınız.

EMDR

EMDR- Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme- savaş stresi, taciz, doğal afetler veya çocukluk döneminde yaşanan üzücü olaylar gibi rahatsız edici yaşam deneyimlerinin neden olduğu duygusal sorunların yanı sıra, fobi, performans kaygısı, panik bozukluk, beden algısının bozukluğu, çocuklarda travma belirtileri, yas, kronik ağrı, taciz, tecavüz ve başka sorunların tedavisinde kullanılan psikolojik bir yöntemdir.

Pergel (Sınav Kaygısı)

EMDR, Dr. Francine Shapiro tarafından 1987 yılında bulunan göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işleme adı verilen bir yöntemdir. Bu yönteme göre olumsuz duygu, düşünce, davranış ve rahatsızlıkların arkasında işlenmemiş anılar yatar. Travmatik ya da çok rahatsız edici olaylar yaşandığında bilgi sağlıklı olarak işlenemeyebilir. Duygular, düşünceler, sesler, görüntüler ve beden tepkileri olayın yaşandığı haliyle depolanır. Dolayısıyla olaydan sonra yaşanılan bazı durumlar bu işlenmemiş anıyı tetiklerse, kişi anının tamamını ya da bir kısmını yaşıyor gibi tepki verebilir. Özellikle erken çocukluk dönemi olmak üzere her yaşta yaşanan etkisi travmatik olan olaylar, küçük düşürülme, ihmal edilme ve yaşanan başarısızlıklar da işlenmemiş anılar olarak ayrı ayrı depolanarak birikebilir. Bunun sonucunda çocuk, ergen ve yetişkinlerde psikosomatik rahatsızlıklar, kaygı bozuklukları, fobiler, depresyon, bağlanma bozukluğu, yeme bozukluğu gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir. EMDR uygulaması ve bilişsel yaklaşımlarla kişiye yaşadığı duyguları anlamlandırması, bu duyguların daha az rahatsızlık verir hale getirilmesi, olumlu düşünmesi, güçlüklere karşı sahip olduğu potansiyelinin farkına varması hedeflenir. Bu yönüyle EMDR özellikle sınav kaygısında, yaşanmış olan olumsuz anıların beyinde işlenmesini sağlayarak kişinin verdiği bedensel tepkilerin ve sınava dair olumsuz inançların hızlıca yok olmasını sağlamaktadır.   Sınav kaygısı yaşayanların yaptığı en büyük yanlış süreci ertelemek, kendiliğinden geçmesini beklemek ya da sınava kısa bir süre kala yardım istemektir. Kaygıyı tetikleyen faktörlerin çokluğu süreci uzatabilmektedir. Bunun için size kontrolünüzü kaybettiren sınav kaygısını bir an önce yeniden yapılandırmalısınız. Sınav kaygısını yoğun yaşayan kişilerin bir uzmandan yardım alması sonucu sınavı riske atmamak açısından önemlidir.

Attentioner ile Dikkatimi Topluyorum Programı Nedir?

Attentioner ile Dikkatimi Topluyorum Programı, Almanya Bremen Üniversitesi’nde Nöropsikolojik tabanlı bir program olarak …

Dil ve Konuşma Bozuklukları

Çocukların, çevredekilerin söylediklerini anlamakta ve kendi duygularını sözlere dökmekte zorlanması dil bozukluğu, …

Sosyal Fobi

 Sosyal fobi, diğer adı ile Sosyal Anksiyete Bozukluğu, bir kişinin sosyal durumlara karşı aşırı derecede korku …