Blog

Pergel (Sınav Kaygısı)

EMDR, Dr. Francine Shapiro tarafından 1987 yılında bulunan göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işleme adı verilen bir yöntemdir. Bu yönteme göre olumsuz duygu, düşünce, davranış ve rahatsızlıkların arkasında işlenmemiş anılar yatar. Travmatik ya da çok rahatsız edici olaylar yaşandığında bilgi sağlıklı olarak işlenemeyebilir. Duygular, düşünceler, sesler, görüntüler ve beden tepkileri olayın yaşandığı haliyle depolanır. Dolayısıyla olaydan sonra yaşanılan bazı durumlar bu işlenmemiş anıyı tetiklerse, kişi anının tamamını ya da bir kısmını yaşıyor gibi tepki verebilir. Özellikle erken çocukluk dönemi olmak üzere her yaşta yaşanan etkisi travmatik olan olaylar, küçük düşürülme, ihmal edilme ve yaşanan başarısızlıklar da işlenmemiş anılar olarak ayrı ayrı depolanarak birikebilir. Bunun sonucunda çocuk, ergen ve yetişkinlerde psikosomatik rahatsızlıklar, kaygı bozuklukları, fobiler, depresyon, bağlanma bozukluğu, yeme bozukluğu gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir. EMDR uygulaması ve bilişsel yaklaşımlarla kişiye yaşadığı duyguları anlamlandırması, bu duyguların daha az rahatsızlık verir hale getirilmesi, olumlu düşünmesi, güçlüklere karşı sahip olduğu potansiyelinin farkına varması hedeflenir. Bu yönüyle EMDR özellikle sınav kaygısında, yaşanmış olan olumsuz anıların beyinde işlenmesini sağlayarak kişinin verdiği bedensel tepkilerin ve sınava dair olumsuz inançların hızlıca yok olmasını sağlamaktadır.   Sınav kaygısı yaşayanların yaptığı en büyük yanlış süreci ertelemek, kendiliğinden geçmesini beklemek ya da sınava kısa bir süre kala yardım istemektir. Kaygıyı tetikleyen faktörlerin çokluğu süreci uzatabilmektedir. Bunun için size kontrolünüzü kaybettiren sınav kaygısını bir an önce yeniden yapılandırmalısınız. Sınav kaygısını yoğun yaşayan kişilerin bir uzmandan yardım alması sonucu sınavı riske atmamak açısından önemlidir.

Attentioner ile Dikkatimi Topluyorum Programı Nedir?

Attentioner ile Dikkatimi Topluyorum Programı, Almanya Bremen Üniversitesi’nde Nöropsikolojik tabanlı bir program olarak geliştirilmiştir.

Bu Program Öğrenme Psikolojisi ve Nöropsikolojik temellere dayanmaktadır.

Kimlere Uygulanır; 7-14 yaş çocukların dikkat ve ilgili tüm yürütücü işlevlerini etkili bir biçimde iyileştiren bireysel ve grup eğitim programıdır. Çocuklar tarafından eğlenceli biçimde, yaş gruplarına uygun çalışmalarla desteklenmiştir.

Program Amacı :

Bu programın bütün oturumlarında, kolaydan zora doğru uyaranlar, şifreler ve etkinliklerle çocuğun aşağıdaki dikkat işlevlerini etkili biçimde iyileştirmesi ve geliştirilmesi hedeflenir.

  • SEÇİCİ DİKKAT; Birden çok uyarıcı arasında, dikkati sadece istenen uyarıcıda yoğunlaştırabilmek.
  • BÖLÜNMÜŞ DİKKAT; Aynı anda birden fazla görevi yapabilmek.
  • ODAKLANMA; İç ve dış uyaranlardan etkilenmeden dikkati tek bir işe odaklayabilme.
  • ZAMANLAMA; Yapılması gereken etkinliği, belirli bir süre içerisinde tamamlayabilme.

Programın Etkisi:

Programda beynin sistematik olarak artan düzeyde çoklu uyaranlarla karşılaştırılarak, bilişsel fonksiyonların seviyesi arttırılır.

Program ile beyinde yeni aktif çözümler oluşturulur, eskiyen/hatalı çözümler yenilenir.

ATTENTIONER EĞİTİMİ NASIL UYGULANIR?

  • Bireysel veya grup olarak uygulanır.
  • 15 oturumdan oluşur; her oturum 40- 60 dakikadır. Her oturum iki etkinliği ve bir ev ödevini içerir.
  • Günlük hayatta karşılaşılan sorunlar birebir çalışmada yapılandırılmış olarak ele alınır.
  • Yapılandırılmış egzersizler ve etkinliklerle birey desteklenir böylece motivasyon artmış olur.
  • Ödül sistemi ile davranış düzenlemesi ve başarı motivasyonu desteklenir.
  • Çocuklara uygun figürler kullanılarak çalışma somutlanır. ( Ejderha Tayfun).
  • Ek olarak uygulanabilecek olan 4 ebeveyn oturumu, öğrenilen stratejilerin günlük hayata aktarımını sağlar.

Dil ve Konuşma Bozuklukları

Çocukların, çevredekilerin söylediklerini anlamakta ve kendi duygularını sözlere dökmekte zorlanması dil bozukluğu,  konuşma seslerini çıkarmakta zorlanması ise konuşma bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Dil ve konuşma bozuklukları  ayrı ayrı görülebileceği gibi birlikte de görülebilmektedir

Dil ve Konuşma Bozuklukları Nelerdir?

– Gecikmiş dil ve konuşma yeteneği,

– Kekemelik,

– Afazi,

– Dizartri,

– Yutma bozukluğu,

– Apraksi,

– Artikülasyon bozukluğu,

– Özgün dil bozukluğu,

– Semantik pragmatik bozukluklar,

– Ses bozuklukları,

Dil ve konuşma bozukluklarında ebeveynlerin ilk aklına gelen soru yaşanılan sıkıntının bir gecikme mi olduğu, yoksa bir bozukluk mu olduğu sorusudur. Yaşıtlarına göre her çocuk farklı gelişim göstermektedir. Birçok becerinin yanında dil ve konuşma becerisi de yaşıtlarına göre geride olabilir.

Fakat en ufak bir şüphede çocuklar bir uzman götürülmeli, bir uzmandan konu hakkında bilgi alınmalıdır. ‘Nasıl olsa konuşur bekleyelim’ mantığı yanlıştır. Uzmanlar ilk olarak sorunun nedenini bulacak, sonrasında bireye özel tedavi uygulayacaktır. Çocuğun tek başına sorunu halletmesi beklenmemeli, gecikmeden bir uzman ile iletişime geçerek yardım almalısınız.

Sosyal Fobi

 Sosyal fobi, diğer adı ile Sosyal Anksiyete Bozukluğu, bir kişinin sosyal durumlara karşı aşırı derecede korku duyduğu bir tür anksiyete rahatsızlığıdır. Bu korku, diğerleri tarafından eleştirilme, seyredilme ve yargılanma korkusundan kaynaklanır. Sosyal fobi iki şekilde görülür. Korkular bir çok toplumsal durumları kapsıyorsa yaygın tip, sadece bazı durumları kapsıyorsa (mesela başkalarının önünde imza atmak, doğum gününe katılmak, büyük bir grup içinde konuşma yapmak gibi) yaygın olmayan tiptir.

Bir topluluk önünde birisi hakkında konuşma yapmak zorunda kalan kişiler, gerçekten de çok heyecanlanabilir ve konuşma öncesinde bu bedensel belirtileri hissedebilir. Bazen korku, panik atak şekline dönüşebilir. Böyle bir durumda, bu tip korkular ters bir etki yaratır ve birçok sosyal durumdan bu yüzden kaçınılır.

Günlük hayat da oldukça kötü etkilenir. Bu tip korkular tekrarlayan bir kalıba dönüştüğünde, sosyal fobi söz konusudur.

Sosyal Fobi Belirtiler

Sosyal fobi söz konusu olduğunda, kişiler sosyal ortamlarda bulunmaktan korktukları için, böyle ortamlardan kaçınırlar. Genelde korkunun yersiz olduğunun bilincinde olsalar da, korkular devam eder. Buna örnek olarak, şu durumlar verilebilir:

  • Birisiyle sohbet etmek
  • Doğum günlerine katılmak
  • Grup halinde kahve içmek
  • Bir restoranda başkalarıyla birlikte yemek yemek
  • Bir topluluğa konuşma yapmak
  • Yanında birisi durup bakarken çalışmak
  • Dikkatin odağı olmak
  • Grupta görüş belirtmek

Korktukları (sosyal) ortama gireceklerini bildiklerinde, genelde öncesinden bile büyük korkuya kapılırlar. Çeşitli bahanelerden yararlanarak bu tip ortamlardan kaçınmaya çalışırlar. Kaçamadıklarında ise bu tip ortamları yoğun korkuyla geçirirler. Şikayetler, günlük hayatı olumsuz etkileyecek kadar ağırdır.

Ayrıca diğer anksiyete bozukluklarında da olduğu gibi sosyal fobide de fiziksel belirtilere rastlanılır. Sıklıkla yüz kızarması, titreme, terleme gibi bedensel anksiyete belirtileri, hatta bazen de panik atak söz konusudur.

Sosyal fobi şikayeti olan hastalar, özellikle başkalarının eleştirisinden ya da sosyal ortamlarda alay konusu olmaktan korkar. Kendileri hakkında çok olumsuz düşünmektedirler. Bu doğrultuda  örneğin yüzleri kızardığında yalan söylediklerinin ya da titrediklerinde alkolik olduklarını düşünüleceğinden korkabilirler.

Kısaca sosyal fobinin belirtileri

  • Sosyal durumlara karşı yoğun anksiyete
  • Sosyal durumlardan kaçınma
  • Kafa karışıklığı, kalp çarpıntısı, terleme, titreme, yüz kızarması, kas gerilmesi, mide ekşimesi ve ishal gibi anksiyete belirtileridir

Sosyal Fobi Etkileri

Sosyal korku ve kaçınma küçük yaştan itibaren yaşanabileceğinden, sosyal fobinin olması kişinin gelişimini etkiler. Hastaların okul, iş, sosyal hayat hatta evdeki fonksiyonlarının ciddi derecede aksadığı sıklıkla görülür. Bu nedenle sosyal fobisi olan birçok hasta eğitimini tamamlamamıştır ya da eğitim seviyesinden düşük olan bir işte çalışır. Sosyal fobisi olan hastalar çok yalnız olabilir. Artık doğum günlerine gitmeye cesaret edemez, kimseyi davet etmez, kurslara katılmaz ya da takım sporu yapmaya cesaret edemezler. Sosyal fobisi olanlarda bekarlık oranının daha yüksek olduğu, anne baba yanından daha geç ayrıldıkları ve başkalarına kıyasla cinsel sorunların daha sık görüldüğü de bilinmektedir.Yine de bu şikayetlerle mümkün olduğunca iyi yaşamak, fazla enerji gerektirir. Bu da stres ve tükenmeye yol açabilir.

Sosyal Fobi Tedavisi

Sosyal fobinin tedavisi hastaların çoğunda olumlu bir etki yaratmaktadır; yani korku ve kaçınma davranışı azalmaktadır. Rahatsızlığın belirtileri ve ciddiyetine bağlı olmak üzere tedavi bilişsel davranış tedavisi, ilaç kullanımı ya da bu ikisinin bir kombinasyonundan oluşmaktadır.

Psikoloğumuzun uyguladığı  Bilişsel Davranış Terapisi sosyal fobi konusunda etkin bir terapidir. Hastanın sorunlarına bağlı olmak üzere bir tedavi paketi oluşturulabilir:

  1. Korkulu düşüncelerin görüşülmesi

Sosyal fobisi olan bir kişinin gerçekçi olmayan düşünceleri (bilişleri) vardır.  Mesela: “yüzüm kızardığı için beni hırsız sanacaklar”.  Hastadan bu gerçek dışı düşünceleri sorgulaması istenir (“Bir konuşma esnasında senin yüzün kızardığında konuştuğun kişinin senin yalan söylediğini düşündüğünü ne derecede bilmektesin?”).

Bu şekilde, hastanın yüz kızarması hakkında çoğu insanın ne düşündüğünü araştırdığı için yüz kızarmasının tuhaf olduğu düşüncesi bir tartışma konusu olur. Belki de bir başkasının yüzü kızardığında tuhaf karşılamayıp, kendisine başkalarına nazaran daha ağır şartlar getiriyordur.

Eğer hasta başkalarının yüzünün kızarmasını tuhaf karşılamıyorsa, bu düşüncenin yerine nihayetinde daha gerçekçi ve az korkutucu bir düşünce edinebilir (“Bir görüşme esnasında yüzümün kızarması karşımdaki kişi için birçok anlama gelebilir. Belki de bazen dikkat bile çekmeyebilir. Hatta bundan dolayı bir espri bile yapabilirim. Nasıl olsa kısa sürüyor ve kendiliğinden geçiyor.”)

  1. Alıştırma programı

Böyle bir alıştırma programına “exposure in vivo” denir ve bu korkulu duruma maruz kalmak anlamına gelir. Hastalar kolaydan başlayarak giderek zorlaşan adımlarla korktukları durumla baş etmesini öğrenir. Bu tedavi yöntemi, hasta korktuğu durumdan kaçmazsa korku azalır prensibinden oluşmaktadır.

  1. “Ödeve odaklanma” alıştırması

Sosyal fobisi olan kişilerin sosyal ortamlarda ilgilerini karşılarındaki kişiden ya da çevrelerinde olup bitenlerden ziyade kendilerine odakladıkları tespit edilmiştir. Bu alıştırmada hasta git gide zorlaşan alıştırmalarla ilgisini çevresine odaklamayı öğrenir

Uyumak İstemeyen Çocuğa Nasıl Yaklaşım Göstermeliyiz?

Çocuğun uyumaması, uyumak istememesi her anne babanın kabusudur. Ebeveynlerin en çok zorlandığı konulardan biri çocuğu vaktinde yatıramamaktır. Siz “yatma vakti geldi” dediğiniz anda çocuğunuz birden susamaya, acıkmaya başlar ya da “tuvaletim geldi” gibi ihtiyaçlarını öne sürerek uyku zamanını ertelemeye çalışır.

Çocuğun geç saatlere kadar uyanık kalmak istemesinin ardında genellikle duygusal doyuma ulaşamama vardır. Gün içerisinde anne ve babasından gerekli sevgi ve ilgiyi alamayan çocuk günü sonlandırmak istemeyecektir, sevgi beklentisi tamamlanmadığı için uykuya geçişi zorlaşacaktır. Yani aslında fizyolojik ihtiyacı karşılanmadığı için değil, ruhen kendini iyi hissetmediği için direnir çocuk.

Peki bu duygusal doyum nasıl gerçekleşir?

Duygusal doyum karşılıklı iletişimle sağlanır. Yani sizin çocuğunuzla olan iletişiminiz, onu ilgiyle dinlemeniz, ilgi içinde onunla birlikte oyun oynamanız, gün içerisinde birikenleri karşılıklı olarak birbirinize aktarmanız çocuğunuzun duygusal doyuma ulaşmasını sağlayacaktır. Çocuğun bu sevgi ihtiyacını anneden olduğu kadar babadan da karşılayabilmesi önemli bir detaydır.

Duygusal ihtiyaçları karşılanmayan çocuğun uykuya geçişi baskı ve zorlama ile değil, ona daha çok yakınlaşarak sağlanır.

Tüm bunlara rağmen bazı çocuklar uykuya direnmekte ısrar edebilir. Bu durum bize dikkat edilmesi gereken bazı noktalar olduğunu gösterir.

Ebeveynler Nelere Dikkat Etmeli?

  • Uyku vaktinden en az 2-3 saat önce yemek yeme faslının bitmiş olması gerekir. Uykuya yakın yenen yemek kaliteli uyku dilimini engellemektedir.
  • Uyku vaktine yakın zaman dilimlerinde çocuğun teknolojik aletlerle olan ilişkisi kesilmelidir. 3T dediğimiz Tablet, TV, telefon üçlüsü çocuğun beyninin daha çok uyarılmasına neden olarak çocuğun uykuya hazır oluşunun önüne geçmektedir.
  • Ev içerisinde belli bir düzeni oturtan ailelerde uyku problemine pek rastlanmamaktadır. Ev de belirli bir uyuma saati olursa ebeveynler ve evin diğer üyelerinin çocuğu etkileme şansı olmayacaktır. Anne, baba ya da abi, abla salonda TV izlerken çocuğa “uyku vaktin geldi” demek ve odasına göndermek çok yanlış bir tutumdur.
  • En önemli erken yatma düzeni ise çocuğun sabah erken saatte kaldırılmasıyla sağlanmaktadır. Güne erken başlayan çocuk, enerjisini de daha erken tüketeceği için uykuya daha kolay hazır hale gelmektedir.

Uyku düzeni de tüm diğer davranışlar gibi tutarlılık va kararlılıkla sağlanabilmektedir. Ancak bu tutarlı düzeni oluşturmak için en çok dikkat edilmesi gereken nokta çocuğa baskıyla değil ilgiyle yaklaşımdır. Beklediği ilgiyi alan çocuk diğer önemli noktalara da dikkat edildiği takdirde uyku problemi yaşamayacaktır.

Panik Bozukluk (Panik Atak)

Panik atak, aniden ortaya çıkan, kişiye yoğun sıkıntı ve korku hissi veren, çeşitli bedensel belirtilerle bir süre devam eden nöbetlerdir. Bu nöbetler sırasında kişiler şiddetli biçimde “ölme, delirme, kontrolünü yitirme” korkusu yaşarlar. 5-10 dakikadan yarım saate kadar uzayabilen bu ataklar sırasında bir tehlike anında da kişinin bedeninde ortaya çıkabilen aşağıdaki belirtiler yaşanabilir:

  • Çarpıntı, kalp atım hızında artış
  • Terleme
  • Titreme
  • Nefes alamıyor, boğuluyor gibi hissetme
  • Göğüs ağrısı ya da göğüs bölgesinde sıkışma hissi
  • Mide bulantısı, karın ağrısı
  • Baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma
  • Kişinin kendini ve çevresini değişmiş gibi algılaması
  • Uyuşma
  • Üşüme ya da sıcak basması
  • Sık idrara çıkma

Genellikle atakların kalp krizi ile karıştırılması nedeni ile kişiler hastaneye gitmektedirler. Kişiler o an için yapılan tetkiklerin sonuçlarıyla sakinleşseler de sonrasında tekrar aynı durumu yaşamakla ilgili yoğun endişe duyabilirler. Bu endişe ve diğer stresli yaşam olayları atakların tekrarlanmasına neden olabilir.

Peki ne yapmalı?

  • Yavaşça ve derin nefes almayı denemek, baş dönmesi, göz kararması gibi belirtilerin yaşanmasını önleyebilir.
  • Daha önce de benzer bir atak yaşamışsanız, geçeceğini kendinize hatırlatmak rahatlatıcı olabilir.
  • Gevşeme ve nefes egzersizleri öğrenmek ataklar ile baş etmenizi kolaylaştırabilir.

Tedavi sürecinde bir psikiyatri uzmanının takibi ve kontrolünde ilaç kullanmak, atak yaşamamak ya da atakların şiddetini azaltmak adına bir psikologdan psikoeğitim almak oldukça faydalı olmakta, panik bozukluk yaşayan birçok hastada psikoterapilerin kalıcı iyileşme sağladığı görülmektedir.

Tüm tedavi süreçlerinde olduğu gibi panik bozukluk tedavisinde de psikiyatriste danışmadan ilaçları bırakıyor ya da doz değişikliği yapıyor olmak tedavinin yarım kalmasına neden olmakta, atakların tekrar ortaya çıkma ihtimalini artırmaktadır.

Neden Psikolojik Destek Almalıyım?

Neden Psikoloğa Gitmeliyim?

Hayatınızda yaşadığınız bir durum sizin normal hayatınızın işlevselliğini bozuyorsa , yaşam kalitenizi düşürüyorsa ve belli bir süredir devam ediyorsa psikolojik problem yaşıyorsunuz diyebiliriz. Psikolojik problem yaşayan birisi bu sorununu çözmek istiyorsa bir psikologtan yardım almalı… Nasıl ki kışın nezle olduğumuzda doktora gidip tedavi oluyorsak psikolojik problem yaşadığımızda da bir psikoloğa gidip tedavi almamız gerekir.

 

Psikoloğa gitmenin faydası ne?  bana nasıl yardımcı olur?

 

Psikoloğa gitmenin faydası yaşadığınız psikolojik problemleri kontrol altına almanıza yardımcı olmasıdır. Hayata bakış açınız değişecek ve yeni bir siz olacaksınız. Beyninizde işleyen olumsuz sistemin değişmesine ve hayata daha objektif bakmanıza yardımcı olacaktır. Hayatınızda yaptığınız yanlışların farkına varmanıza yardımcı olacak dışarıdan bakan profesyonel bir göz olacaktır.Kendinizi anlamanıza algılamanıza ve tanımanıza yardımcı olacaktır…

Psikolog deyince insanların aklına gelen düşünce şudur; ben anlatacağım o dinleyecek ve sonrasında daha iyi olacağım veya bazıları bu görüşmeleri niteliksizleştirme adına arkadaş sohbetiymiş gibi değerlendiriyor. Oysa ki psikolojik görüşme ve değerlendirme esnasında öncelikli olarak kişinin sorunun ne olduğu anlamak için kişi ve sorunu hakkında ayrıntılı değerlendirme yapılıyor. Bu değerlendirme esnasında bazı psikolojik testlerden yararlanılabiliyor. Sorunun ne olduğunu anlaşıldıktan sonra atılacak adımlar, uygulanacak terapi yöntemi ve terapi süreci hakkında danışan bilgilendiriliyor. Sonra ki aşama ise terapi aşamasıdır. Burada da uygulanacak terapi yöntemine göre hareket ediliyor.

 

 

Psikolojik destek alınması gereken durumlar

  • Gelecekle ilgili kaygı, karamsarlık ve umutsuzluk duygularının yoğun olması,
  • Sebebi belli olmayan duygusal ve ruhsal bir bıkkınlık veya çökkünlük,
  • İntihar etme ve ölümle ilgili düşüncelerle birlikte fantezilerin kurulmaya başlanması,
  • Bir aydan uzun süren bir uyku bozukluğu varsa,
  • Evlilik, boşanma, iş değişikliği ve sosyal ilişkiler gibi konularda önemli bir karar aşamasında olup, ne yapılacağına karar verilememesi,
  • Kişinin kendisine ve çevresindekilere zarar vermeye başlaması,
  • Kimsenin duymadığı seslerin duyulması, kimsenin görmediği görüntülerin görülmesi,
  • Önemli bir konuda başka birilerinin objektif fikirlerine ihtiyaç duyulması,
  • Kim olursa olsun, herhangi birinin ya da birilerinin sizi anlamasını ve yol göstermesini istemek,
  • Kontrol edilemeyen panik ve öfke krizlerinin olması,
  • Aşırı kilo alınması veya aşırı kilo kaybedilmesi,
  • Kişinin iç dünyasının, duygu ve düşüncelerinin karışık olması,
  • Sürekli yanlış tercihler yapılmaya başlanması,
  • Geçmişle ilgili tamamlanmamış veya çözümlenmemiş işlerin olması,
  • Aşırı alkol alınmaya başlandıysa ve bundan dolayı sorunlar yaşanmaya başlandıysa,
  • Kendine güvenin düşük olması ve kendini geliştirme isteği,
  • Kişinin kendisini daha iyi tanımak istemesi, yapabilecekleri ve yapamayacakları hakkında daha iyi bilgi edinmek istenmesi
  • Yaşam koçu gibi yol gösterecek birilerine ihtiyaç duyuluyorsa,
  • Kişinin iç dünyasında çok fazla duygu ve düşünce birikmişse, bunları birilerine anlatıp rahatlamak isteniyorsa, hiç vakit kabetmeden en kısa sürede psikolojik destekalınması gerekmektedir.

Psikolojik destek için hangi uzman tercih edilmelidir?

  • Psikiyatrist:Tıp alanında 6 yıllık eğitimden sonra tıpta uzmanlık sınavına girerek, psikiyatri alanında uzmanlaşan tıp doktoru kişilere psikiyatristlerdir. İştigal konuları genellikle akıl hastalıkları, klinik problemler, fiziksel ve mental sorunlardır. Psikiyatrsitler, daha çok ilaçlı tedavi programları uygulamaktadırlar. Psikolojik problemlerde hastalarına ilaç verme ve ilaç tedavisi yapma yetkisi yalnızca psikiyatristlerdedir.
  • Psikolog:Üniversitelerin 4 yıllık Fen-Edebiyat fakültelerinin psikoloji bölümü mezunu olanlar psikolog olmaktadırlar. Psikologların alanları psikiyatristlere nazaran daha geniş olmaktadır. Akıl hastalıklarından daha ziyade insanın davranış ve doğası ile ilgilenmektedirler. Üzerinde uzmanlaştıkları bir konu yoksa, daha çok hastanelerde ve kliniklerde psikiyatrist yardımcısı olarak görev yapmaktadırlar.

Psikolog Nagehan Yetginer

UZMAN KLİNİK PSİKOLOG NAGEHAN YETGİNER

2010 yılında Okyanus Koleji Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra eğitim-öğretim hayatına ara vermeden devam etmiş ve 2015 yılında Psikoloji (İngilizce) lisans eğitimini tamamlamıştır. Şu an da Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programında tez aşamasındadır.  Lisans eğitiminin son senesinde Aile Danışmanlığı eğitimi almıştır. Aynı yıl içinde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bayan yetişkin psikoz servisinde bipolar, mâni ve şizofren hastalarının vaka görüşmelerine gözlemci olarak katılıp, stajyer psikolog olarak hastanede görev almıştır. Daha sonrasında Okyanus Koleji Solarkent şubesinde okul öncesi çocuklarla çalışıp staj eğitimini tamamlamıştır.

Lisans eğitiminin ardından Özel Çağlayan Bakım Merkezi’nde şizofren, şizoid ve mental retardasyon hastalarıyla çalışmıştır. Sonrasında özel bir anaokulunda psikolog olarak görev almış, çocuklarla birebir görüşmeler yapıp, veli bilgilendirmesi ve seminerler düzenlemiştir. Terapi eğitimlerine de önem vererek kendisininde benimsediği Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimini Prof. Dr. Hakan Türkçapar’dan; Çocuklarda Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Terapi eğitimini Yrd. Doç. Dr. Nevin Dölek’ten almıştır. Bunların yanında oyun terapisi eğitimi almış, süpervizyon eşliğinde oyun terapisi uygulamıştır.

Gönüllü olarak MorKader Kadın Dayanışma Derneği’nde şiddet ve travmaya maruz kalmış kadınlara destek sağlamaktadır.

Şu an da kuruculuğunu yapmış olduğu PsikoPend Danışmanlık Merkezi’nde ve İBB Kadın ve Aile Sağlığı Projesi kapsamında psikolojik danışmanlık merkezinde çocuklarla yürüttüğü çalışmalarında çoğunlukla oyun terapisini uygulamakla beraber yetişkin, ergen ve ailelerle çalışırken Çözüm Odaklı Terapi ve Bilişsel Davranışçı Terapi uygulamaktadır.

Uygulayıcısı Olduğu Testler:

  • AGTE (ANKARA GELİŞİM TARAMA ENVANTERİ)
  • GESSELL TESTİ
  • GOOD ENOUGH HARİS (BİR İNSAN ÇİZ TESTİ)
  • BİR AİLE ÇİZ TESTİ
  • METROPOLİTAN OKUL OLGUNLUĞU
  • PEABODY RESİM KELİME TESTİ
  • BENTON TARAMA TESTİ
  • FROSTİG GÖRSEL ALGI TESTİ
  • BENDER-GESTALT GÖRSEL MOTOR ALGI TESTİ
  • PORTEUS LABİRENTİ
  • BURDON DİKKAT TESTİ

Psikolog Aslıhan Erçakar

Uzman Klinik Psikolog Aslıhan Erçakar
Lisans eğitimini Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamlamıştır.
Eğitimi sırasında eş zamanlı olarak Çocuk Gelişimi bölümünü de başarıyla
tamamlayarak çift diploma hakkı kazanmıştır.
Lisans eğitimi sırasında Tuzla Belediyesi’nin öncülük ettiği ‘Hayal Ağacı’ sosyal
sorumluluk projesi ve Sosyal Gençlik Projelerine gönüllü olarak katılım sağlayarak
Türkiye’nin farklı illerinde bulunan çocuklara yönelik yardım ve destek çalışmalarında
bulunmuştur.
Lisans eğitiminin ardından çocuklarda kullanılan psikolojik değerlendirmeler
eğitimlerini almıştır. Uzm. Psk. Emre Sipahioğlu’ndan Oyun Terapisi eğitimini alarak
süpervizyon uygulamalarını tamamlamıştır. Dr. Nevin Dölek tarafından düzenlenen
Çocuk ve Ergenlerde Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimlerine katılım sağlamıştır.
Klinik stajını Pendik Belediyesi Engelliler Koordinasyon Birimi’nde tamamlamıştır.
Özel anaokullarda 0-6 yaş arası çocuklara yönelik gözlem ve değerlendirmeler
yaparak ebevynlere yönelik danışmanlık ve seminer desteği vermiştir.
Şuanda Üsküdar Üniversitesi’nde klinik psikoloji master programına devam etmekte,
Dr. Emel Stroup’un düzenlediği Kognitif Terapi Workshop programına katılım
sağlayarak çalışmalarına devam etmektedir.
İlkadım Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde aktif olarak çocuk ve ergen danışan
görmekte, çocukluk döneminde çıkan sorunlar üzerine çalışmakta ve sağlıklı çocuk
gelişimi adına ebeveynlere nitelikli yönlendirmeler yaparak danışmanlık hizmeti
vermektedir.
Çalıştığı Alanlar
Alt Islatma (enürezis)
Dışkı Kaçırma (enkoprezis )
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
İletişim Sorunları
Davranış Bozuklukları
İçe Kapanıklık
Özgüven Eksikliği
Sosyal Fobi
Gelişimsel Bozukluklar
Çocuk Gelişim Takibi
Okul Fobisi
Zeka ve Kişilik Testleri
Denver 2 Çocuk Gelişim Testi (0-6 yaş)
Sınav Kaygısı
Çocuklarda Öfke Nöbetleri
Kardeşler Arası Çatışma ve Kardeş Kıskançlığı
Teknoloji Bağımlılığı
Çocuk İstismarı
Ebeveyn Danışmanlığı
Uygulayıcısı Olduğu Testler
  • Denver 2 Çocuk Gelişim Testi
  • Wısc-4 Çocuklar İçin Zeka Testi
  • AGTE (ANKARA GELİŞİM TARAMA ENVANTERİ)
  • GESSELL TESTİ
  • GOOD ENOUGH HARİS (BİR İNSAN ÇİZ TESTİ)
  • BİR AİLE ÇİZ TESTİ
  • METROPOLİTAN OKUL OLGUNLUĞU
  • PEABODY RESİM KELİME TESTİ
  • BENTON TARAMA TESTİ
  • FROSTİG GÖRSEL ALGI TESTİ
  • BENDER-GESTALT GÖRSEL MOTOR ALGI TESTİ
  • PORTEUS LABİRENTİ
  • FRANKFURTER DİKKAT TESTİ
  • BURDON DİKKAT TESTİ
  • KENT EGY(Çocuklarda Korku Ölçeği)
  • SDÖT
Sosyal Medya Hesapları:
İnstagram : psikolog.aslihanercakar
facebook : Uzman Klinik Psikolog Aslıhan Erçakar
Email : aslihan.ercakar@ilkadimpsikoloji.com

Cas Testi

CAS Testi 5-17 yaş grubu çocukları zihinsel açıdan değerlendiren bir zeka ve yetenek testidir. CAS Testi (Cognitive Assessment System) yani Zihinsel Değerlendirme Sistemi anlamına gelir. Bu test İstanbul Üniversitesi Öğretim üyelerinin öncülüğünde Türkiye Standardizasyonu yapılarak Türkçe’ye kazandırılmıştır. Testi uygulamaya yetkili olan uzmanlar İstanbul üniversitesi sürekli eğitim merkezi tarafından uygulayıcı yeterlilik sertifikası olan uzmanlardır.

CAS 5 – 7 ve 8 – 17 yaş olarak iki ayrı form şeklinde düzenlenmiştir. Çünkü bazı alt testler sadece 5 – 7 yaş arasını kapsarken, bazıları da sadece 5 – 17 yaş arasını kapsarken bazı alt testler 5 – 17 yaş aralığının tamamını kapsamaktadır.

CAS Testi nin Uygulama ve Kullanım Alanları

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların değerlendirilmesi, öğrenme güçlüğü olanların değerlendirilmesi, zihinsel engelli olanların değerlendirilmesi, travmatik beyin hasarı olanların değerlendirilmesi, ciddi duygusal bozuklukları olanların değerlendirilmesi, üstün zekalı çocukların değerlendirilmesi, planlama problemleri olanların belirlenmesi ve başarının önceden kestirilmesi gibi durumlar için CAS (Bilişsel Değerlendirme Sistemi) Batarya Zeka Testi uygulanabilir ve kullanılabilir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

CAS Testi , dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların bilişsel işlem özelliklerinin değerlendirilmesi için uygun bir araçtır. Dikkat ve Planlama Ölçekleri bu tanı düşünüldüğündü özellikle önemlidir. Dikkat Ölçeği; bireyin, seçici dikkatte, uygun uyarıcıya yönelmede ve uygun olmayan uyarıcılara ise direnmede ne kadar başarılı olduğunun belirlenmesi konusunda uygulayıcılara olanak sağlar. Planlama Ölçeği; çocukların, bilişsel aktiviteleri organize etmede ve kendilerini programlamadaki düzeylerini belirlemede ne kadar başarılı olduklarının belirlenmesinde uygulayıcılara iyi bir değerlendirme aracı sağlar.

 

Öğrenme Güçlüğü

CAS Testi , Öğrenme güçlüğünün altında yatan bilişsel işlemlerin değerlendirilmesi için de uygun bir araçtır. Örneğin, okumadaki şifre çözmeyle ilişkili Ardıl Bilişsel İşlem problemlerinin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir. Eşzamanlı ve Ardıl Bilişsel İşlem Puanları okuduğunu anlamayla ilgili olabilir. Aynı şekilde, matematik problemlerinin çözümüyle ilgili Planlama güçlüklerinin belirlenmesinde kullanılabilir.

Zihinsel Engelli

Bir çocuğun zihinsel engelli olma ihtimalinin belirlenmesinde CAS testi iki açıdan kullanışlıdır. Birincisi, çocuğun eğitim yoluyla sonradan öğrendiği bilgilere çok az ihtiyaç duyan bir değerlendirme sağlar. Böylece çocuk bilgi eksikliği nedeniyle testlerde başarısız olmayacak ve doğal performansı puanlara tam olarak yansıyacaktır. İkincisi, birçok farklı bilişsel işlemin değerlendirilebilmesine olanak sağladığı için ayırıcı tanıya yardımcı olabilecektir.

Travmatik Beyin Hasarı Olanlar

Dört PASS ölçeğinin her biri, travmatik beyin hasarına karşı hassas olan çok çeşitli bilişsel işlemlerin ölçümüne olanak sağlar. Organizasyon, dürtü kontrolü, dikkat, problem çözme ve planlama özellikle travmatik beyin hasarı olan çocuklarda sorun oluşturmaktadır (Savage ve Wollcott, 1994) ve CAS bu bilişsel fonksiyonları kapsamaktadır.

Ciddi Duygusal Bozuklukları Olanlar

CAS testi , ciddi duygusal bozuklukları olan çocukların değerlendirilmesinde de yardımcı olabilecek bilgiler sağlar. Bu çocukların davranış kontrolü, diğer kişilerle yaşadıkları sosyal problemleri ve dürtüsellikle ilgili olarak yaşadıkları güçlükleri CAS testi Planlama ölçeğindeki düşük puanlarla ilişkilendirilebilir.

Üstün Zekalı Çocuklar

CAS’in dört ölçeği de üstünlüğün değerlendirilmesi için gerekli olan bilişsel işlemlerin değerlendirilmesine olanak sağlar. CAS bilişsel işlemlerin geniş kapsamlı bir şekilde ölçümüne olanak sağlar ve geleneksel zeka testleriyle ölçülemeyen bilişsel alanlarda üstün olan bireyleri belirleyebilir. Ölçülen fonksiyonların daha geniş kapsamlı olması nedeniyle geleneksel testlerle belirlenenlere göre daha çeşitli alanlarda üstün olan çocukları belirleyebilir.

Planlama Problemleri Olanları

CAS, çocuğun planlama ve organizasyon düzeyini değerlendirmek için sistematik ve yapısal bir yöntem sağlar (Weyandt ve Willis, 1994). Planlama alt testleri çocuğun etkinlikleri organize etmesine, uygun stratejiler kullanmasına, dürtüselliğine, davranışlarını düzenlemesine ve değerlendirilmesine karşı hassastır.

Başarının Önceden Kestirilmesi

CAS, çocukların akademik başarılarını önceden kestirmeyi hedeflemektedir. Dört PASS ölçeğinin her biri akademik performansın özel alanlarındaki başarı ve başarısızlıklarla ilişkilidir. Tam Ölçek Standart Puanı, temel başarının önceden belirlenmesinde en iyi göstergedir. Dört PASS ölçeğinin her birine ait standart puanlar da akademik performansın özel alanları ile ilişkilidir.

Stanfor Binet Zeka Testi

Stanford Binet Zeka testi bireylerin zihinsel performanslarını belirlemek amacıyla  2-16 yaş grubuna  uygulanan bireysel zeka testidir. Uygulama sonucunda bireye ait zeka yaşı ve zeka bölümü elde edilmektedir. Stanford-Binet testinin 15 farklı alt testi zekanın göstergeleri kabul edilen dört tür zihinsel yeteneği ölçecek şekilde düzenlenmiştir. Bunlar;

  • Sözel yargılama,
  • Soyut/görsel yargılama,
  • Niceliksel yargılama
  • Kısa süreli bellek

Stanford-Binet testi bir sınıf dolusu öğreniciye kolayca uygulanabilen bir test değildir. Her test uzman kişiler tarafından bireysel olarak uygulanır. Bireysel test olduğu için bir oturumda bir kişiye uygulanır ve yapısı itibariyle bir görüşmeye benzer. Küçük çocuklara uygulandığından yaklaşık 30 dakika, daha büyüklere uygulandığında bir veya bir buçuk saat sürer. Standart uygulamaya, çocuğun beklenen zihinsel yaşının daha altındaki sorularla başlanır. Eğer çocuk bu sorularda başarısız olursa başarılı oluncaya kadar bir önceki düzeyler denenir. Başarılı olunan düzey çocuğun temel yaşı olarak kabul edilir. Temel yaş belirlendikten sonra uygulayıcı daha yüksek düzeylere geçmeye başlar ve bu işlem çocuğun testin kalan kısmında tümüyle başarısız oluncaya kadar sürer. Başarısız olunan düzeyde test sonlandırılır.

Testin puanlamasından sonra uygulayıcı, temel yaşın üzerindeki geçilen her testten alınan puanı o yaşa ekleyerek zeka yaşını bulur. Stanford-Binet testi çeşitli yaşlardan kişilere uygulanabilmekle beraber çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler için daha uygundur

Attentioner ile Dikkatimi Topluyorum Programı Nedir?

Attentioner ile Dikkatimi Topluyorum Programı, Almanya Bremen Üniversitesi’nde Nöropsikolojik tabanlı bir program olarak …

Dil ve Konuşma Bozuklukları

Çocukların, çevredekilerin söylediklerini anlamakta ve kendi duygularını sözlere dökmekte zorlanması dil bozukluğu, …

Sosyal Fobi

 Sosyal fobi, diğer adı ile Sosyal Anksiyete Bozukluğu, bir kişinin sosyal durumlara karşı aşırı derecede korku …